6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan ve 11 ili doğrudan etkileyen büyük deprem felaketinin üzerinden üç yıl geçerken, bölgedeki yaraların sarılmasına yönelik atılan adımlar 'kalıcı kalkınma' vizyonuyla şekilleniyor. Özellikle depremden etkilenen çocukların fiziksel ve psikososyal rehabilitasyonu, bölgenin gelecekteki toplumsal sürdürülebilirliği adına en kritik başlık olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda, Mercedes-Benz Türk ve Çukurova Üniversitesi iş birliğiyle Adana’da temeli atılan Çocuk İyilik Araştırma ve Uygulama Merkezi, Türkiye’nin bu alandaki ilk rehabilitasyon mükemmeliyet merkezi olmaya hazırlanıyor.
200 Milyon TL’lik Yatırımla Sosyal Dayanıklılık
2027 yılında tamamlanması hedeflenen proje, sadece bir tedavi merkezi değil, aynı zamanda ailelerin konaklama ihtiyacını da karşılayan kapsamlı bir yaşam alanı olarak tasarlandı. 200 milyon TL'lik bir bütçeyle hayata geçirilen merkez, 2 bin 500 metrekarelik bir alan üzerine kuruluyor. Mercedes-Benz Türk İcra Kurulu Başkanı Süer Sülün, projenin temel amacının çocukların eğitimlerine devam edebilmelerini sağlamak ve onları istihdama kazandıracak sağlıklı bir geleceğe hazırlamak olduğunu vurguluyor.
Merkezin akademik yönetimini üstlenen Çukurova Üniversitesi, bugüne kadar 160 ampute çocuğa protez-ortez desteği, fizik tedavi ve psikoterapi hizmetleri sunduklarını belirtiyor. Yeni hizmet binası ile birlikte, şehir dışından gelen aileler için 24 odalı bir konukevi ve çocukların fiziksel gelişimini destekleyecek özel bir yüzme havuzu gibi donanımlar devreye alınacak.
Yenilikçi Rehabilitasyon ve Gelecek Vizyonu
Merkez, inşaat süreci devam ederken de 'Birlikte İyileşiyoruz' gibi kamplarla faaliyetlerini sürdürüyor. Klasik tedavi yöntemlerinin ötesine geçen merkezde, çocukların kas gelişimini destekleyen modern üniteler ve psikolojik danışmanlık birimleri aktif olarak kullanılıyor. Projenin operasyonel vizyonu, sadece bölgesel bir çözüm değil, pediatrik rehabilitasyon konusunda uluslararası bir model oluşturmayı hedefliyor.
Projenin sunduğu hizmetler arasında şunlar öne çıkıyor:
- Protez ve ortez desteği ile fiziksel hareket kabiliyetinin artırılması.
- Psikososyal dayanıklılık için bireysel ve grup terapileri.
- Şehir dışından gelen aileler için konaklama ve eğitim desteği.
- Çocuk sağlığı, diş ve göz muayeneleri gibi bütüncül sağlık taramaları.
Deprem bölgesinde atılan bu tür kalıcı adımlar, toplumsal refahın yeniden tesisi için yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insani bir zorunluluk taşıyor. Akademik bilgi birikimi ile kurumsal desteğin birleştiği bu model, bölgedeki çocukların hayata yeniden umutla bağlanması için güçlü bir temel oluşturuyor. Toplumsal dayanışmanın en somut göstergelerinden biri olan bu merkez, geleceğin inşasında eğitimin ve sağlığın ne denli vazgeçilmez olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.