Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, Türkiye'deki ticaret sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini vurgulayarak, işyeri açma süreçlerinden rekabet kurallarına kadar geniş bir yelpazede köklü değişiklikler yapılması çağrısında bulundu. Baran, mevcut sistemdeki boşlukların fırsatçılara alan açtığını ve dürüst tüccarın bu durumdan zarar gördüğünü belirtti.
Ticaretin sadece alım-satımdan ibaret olmadığını, bir basiret ve ahlak meselesi olduğunu ifade eden Baran, fırsatçılıkla mücadele için kapsamlı bir "Ticaret Anayasası"na ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. Baran, "Rekabetten perakendeye, hal yasasından çek yasasına kadar ticari ilişkileri düzenleyecek yeni bir anayasa yazılmalı ve bu kurallara uymayanlara ticaret yaptırılmamalı" dedi.
İşyeri Açmak İçin Yetkinlik Testi Şartı
Baran'ın dikkat çektiği en önemli konulardan biri, işyeri açma süreçlerinde bir "yeterlilik testi" uygulanması gerektiği oldu. Mevcut durumda plansız bir şekilde açılan işletmelerin haksız rekabete yol açtığını belirten Baran, şu kriterlerin test edilmesi gerektiğini savundu:
- Girişimcinin sermaye birikimi ve finansal gücü.
- İşletmenin faaliyet göstereceği alandaki pazar ihtiyacı.
- Girişimcinin bilgi birikimi ve donanımı.
- Bölgedeki benzer işletme yoğunluğu ve kapasite kullanımı.
Bu planlamanın milli servetin heba olmasını engelleyeceğini belirten Baran, özellikle aynı cadde üzerinde birbirinin aynısı olan çok sayıda işletmenin açılmasının hem hizmet kalitesini düşürdüğünü hem de kısa sürede iflaslara yol açtığını ifade etti.
Vergi Afları ve Ticari Ahlak İlişkisi
Vergi aflarının ticari ahlakı zayıflattığına dikkat çeken ATO Başkanı, yükümlülüklerini zamanında yerine getiren dürüst mükelleflerin bu süreçte mağdur edildiğini savundu. Baran, vergi oranlarının düşürülerek tabana yayılmasının, kayıt dışılığı azaltacağını ve devletin vergi gelirlerini artıracağını öngördü. Ayrıca, enflasyonun ticari dengeyi bozduğunu ve işletmeleri banka kredilerine bağımlı hale getirdiğini belirterek, işletmelerin kazançlarını işlerini büyütmek yerine gayrimenkul veya lüks tüketime yönlendirmesinin de bir başka yapısal sorun olduğunu vurguladı.
Son olarak, ticaretin sancılı bir coğrafyada büyük bir emek gerektirdiğini hatırlatan Baran, ticaret erbabının imajının korunması gerektiğini belirtti. "Ticaret yapanın sahtekarlıkla değil, üreten ve istihdam sağlayan bir aktör olarak görülmesi gerekir" diyen Baran, sistemin en baştan sağlam kurulması ve af beklentisinin tamamen ortadan kaldırılması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye'nin ekonomik gücünün, ticari yapısının ne kadar sağlıklı ve kurallara bağlı işlediğiyle doğru orantılı olduğu gerçeği, önümüzdeki dönemde yapılacak olası düzenlemelerin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.