28 Şubat tarihinde ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı saldırılarla tırmanan ve 8 Nisan'da varılan geçici ateşkese kadar süren 40 günlük çatışma dönemi, bölge ekonomileri üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu. The Times of Israel gazetesinin Maliye Bakanlığı verilerine dayandırdığı güncel rapora göre, bu sürecin Tel Aviv yönetimine toplam maliyeti 35 milyar İsrail şekeli, yani yaklaşık 11,5 milyar dolar olarak hesaplandı.
Savaşın Ekonomik Yükü ve Harcama Kalemleri
Söz konusu maliyetin en büyük kısmını, savunma ve askeri operasyonlar oluşturuyor. Raporda yer alan bilgilere göre, İsrail ordusu, Savunma Bakanlığı, Ulusal Güvenlik Bakanlığı ve diğer ilgili güvenlik kurumlarının gerçekleştirdiği askeri harcamalar, toplam faturanın 7,25 milyar dolarlık (22 milyar şekel) kısmını kapsıyor. Bu tutarın, 2026 yılı bütçe planlaması içerisinde önceden savunma kalemine dahil edildiği belirtiliyor.
Çatışma sürecinin ekonomik etkileri yalnızca askeri harcamalarla sınırlı kalmadı. Sivil ekonomi üzerinde de önemli bir tahribat yaşandı. Savaşın maliyet analizi şu ana başlıklardan oluşuyor:
- Askeri ve Savunma Harcamaları: 7,25 milyar dolar.
- Tazminat ve Destek Paketleri: İran'ın misillemeleri sonucu oluşan hasarlar, kapalı kalan işletmelerin zararları ve ücretsiz izne ayrılan çalışanların ödemeleri için 4 milyar dolarlık bir kaynak ayrıldı.
- Sivil Harcamalar: Hastanelere yapılan ödemeler ve Sosyal İşler Bakanlığı bünyesindeki diğer sivil giderler için 329 milyon dolar harcandı.
Ekonomik Büyüme ve Gelecek Projeksiyonu
Savaşın yarattığı ekonomik maliyet, sadece doğrudan harcamalarla değil, aynı zamanda Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'daki (GSYİH) düşüş ve devlet harcamalarındaki zorunlu artışla da ölçülüyor. İşletmelerin faaliyetlerini durdurması ve üretim zincirindeki aksamalar, İsrail ekonomisinin büyüme hızını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.
Hükümetin hazırladığı tazminat paketleri, ekonomik çarkların durma noktasına gelmesini engellemek adına kritik bir adım olarak değerlendirilse de, savunma bütçesinin bu denli yüksek bir pay alması, diğer kamu yatırımlarının geleceği konusunda soru işaretleri yaratıyor. 8 Nisan itibarıyla sağlanan geçici ateşkes süreci, bölgedeki tansiyonu düşürse de, 40 günlük çatışmanın bıraktığı mali enkaz, İsrail'in önümüzdeki dönem bütçe disiplini ve ekonomik istikrarı üzerinde belirleyici bir rol oynamaya devam edecek gibi görünüyor.
Jeopolitik risklerin doğrudan ekonomik verilere yansıdığı bu süreç, bölgedeki istikrarsızlığın sadece güvenlik değil, aynı zamanda ağır bir maliyet faturası olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.