Küresel piyasalarda artan jeopolitik riskler, Türkiye ekonomisindeki portföy hareketlerini doğrudan etkiledi. Mart ayının ilk iki haftasında carry trade (faiz farkından yararlanma) işlemlerinde gözlenen tarihi çıkışlar, finansal piyasalarda hareketliliği artırdı. BDDK ve TCMB verilerinden derlenen bilgilere göre, söz konusu dönemde piyasadan 12 milyar dolarlık bir çıkış yaşandı.
Carry Trade Hacminde Rekor Düşüş
Ocak ayının son haftasında 61 milyar doları aşarak rekor seviyeye ulaşan carry trade büyüklüğü, mart ayının ikinci haftası itibarıyla 47,2 milyar dolara geriledi. Özellikle mart ayının ikinci haftasında gerçekleşen 6,6 milyar dolarlık çıkış, verilerin tutulmaya başlandığı dönemden bu yana kaydedilen en yüksek haftalık çıkış olarak kayıtlara geçti. Bu durum, yatırımcıların risk algısındaki değişimi ve küresel belirsizliklere karşı pozisyonlarını koruma eğilimini gözler önüne seriyor.
Rezervlerde 22,8 Milyar Dolarlık Azalış
Carry trade tarafındaki bu hareketlilik, TCMB'nin net uluslararası rezervlerine de yansıdı. 13 Mart'ta sona eren haftada net rezervler 9,8 milyar dolar düşüşle 69 milyar dolar seviyesine geriledi. Savaşın piyasalara etkisinin hissedilmeye başlandığı iki haftalık süreçte, toplam rezerv kaybı 22,8 milyar doları buldu. TCMB bilanço verileri, bu kaybın temelinde mart ayının ilk iki haftasında gerçekleştirilen toplam 23,5 milyar dolarlık döviz satışının yattığını gösteriyor.
Piyasalarda Yeni Dönem
Döviz satış hacmi, ilk hafta 13 milyar dolar, ikinci hafta ise 10,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Daha önceki dönemlerde benzeri görülmemiş bu çıkış süreci, piyasa oyuncularının likidite tercihlerini yeniden şekillendirdiğine işaret ediyor. Geçmişte yaşanan benzer operasyonel süreçlerde 6 milyar dolarlık çıkışlar "yüksek" olarak nitelendirilirken, mevcut veriler piyasa dinamiklerinin ne denli hızlı değişebildiğini kanıtlıyor.
Ekonomik verilerdeki bu sert değişimler, yatırımcıların ve piyasa analistlerinin önümüzdeki dönemde atılacak adımları daha yakından takip etmesine neden oluyor. Küresel çapta yaşanan gelişmelerin yerel finansal dengeler üzerindeki etkisi, makroekonomik istikrarın korunması adına atılacak adımların önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Piyasalardaki bu volatilitenin önümüzdeki haftalarda nasıl bir seyir izleyeceği ise merak konusu olmaya devam ediyor.