ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran makamları tarafından ortaya atılan "ABD'ye ait bir F-15 savaş uçağının düşürüldüğü" yönündeki iddiaları resmi bir açıklama ile kesin bir dille reddetti. Bölgedeki askeri hareketliliğin yoğunlaştığı bir dönemde gelen bu karşılıklı açıklamalar, uluslararası kamuoyunda dikkatle takip ediliyor.
CENTCOM'dan İddialara Net Yanıt
CENTCOM, sosyal medya platformları üzerinden yaptığı açıklamada, İran rejiminin kısa süre önce İran semalarında bir ABD F-15 uçağını vurduğuna dair paylaştığı bilgilerin gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Açıklamada, "Destansı Öfke Operasyonu" kapsamında bölgede 8 binden fazla savaş uçuşu gerçekleştirildiği belirtilirken, İran tarafından herhangi bir ABD savaş uçağının düşürülmediği ifade edildi. ABD ordusu, kendi envanterindeki tüm hava araçlarının durumunun kontrol altında olduğunu ve iddiaların asılsız olduğunu belirtti.
İran'ın İddiaları ve Bölgesel Gerilim
İran devlet televizyonu, Hava Savunma Ortak Karargahı'na dayandırdığı haberinde, ülkenin güneyinde, Hürmüz Adası yakınlarında düşmana ait bir F-15 savaş uçağının karadan havaya füze sistemleri ile vurulduğunu öne sürmüştü. İranlı yetkililer, uçağın akıbetine ilişkin bir soruşturma başlatıldığını duyurmuştu. Ancak bu iddialar, ABD merkezli askeri kaynaklar tarafından anında yalanlanarak bölgedeki bilgi kirliliğinin önüne geçilmeye çalışıldı.
Geçmişteki Benzer İddialar
İran'ın son dönemde hava savunma sistemleri aracılığıyla yabancı uçakları hedef aldığına dair iddiaları dikkat çekiyor. Daha önce 19 Mart tarihinde ABD'ye ait bir F-35 uçağını, bir gün sonra ise İsrail'e ait bir F-16'yı düşürdüğünü duyuran İran yönetimi, benzer tepkilerle karşılaşmıştı. ABD ordusu F-35'in bölge ülkelerinden birindeki üsse "sert iniş" yaptığını açıklarken, İsrail tarafı ise F-16'nın hedef alındığını ancak herhangi bir hasar almadan üsse döndüğünü belirtmişti.
Bölgedeki askeri hareketliliğin ve karşılıklı açıklamaların, uluslararası güvenlik dinamikleri üzerindeki etkisi yakından izlenmeye devam ediyor. İddiaların doğruluğu veya sahadaki gerçek durum, askeri uzmanlar tarafından stratejik bir gözlem konusu olmaya devam ederken, tarafların kamuoyunu bilgilendirme çabaları da jeopolitik dengelerin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.