Küresel enerji piyasaları, son üç haftadır devam eden jeopolitik gerilimlerin etkisiyle oldukça çalkantılı bir süreçten geçiyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından, enerji arz güvenliği üzerindeki riskler fiyatlara sert bir şekilde yansıdı. Özellikle dünya petrol ticaretinin kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki askeri hareketlilik, küresel enerji dengelerini yeniden şekillendiriyor.
Brent Petrol ve Hürmüz Boğazı Krizi
Uluslararası referans kabul edilen Brent petrol, saldırılar öncesinde 72 dolar seviyelerinde işlem görürken, yaşanan arz endişeleriyle birlikte hızla değer kazandı. 20 Mart itibarıyla fiyatlar, başlangıç seviyesine göre yüzde 46,8 oranında artış göstererek 106,4 dolar seviyesine ulaştı. Hürmüz Boğazı’ndan geçen tanker trafiğinin aksaması ve bazı tankerlerin bekleme sürecine girmesi, piyasalardaki tedirginliği tırmandıran temel faktörler arasında yer alıyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin bu noktadan gerçekleşmesi, arz kesintisi korkularını derinleştiriyor.
Doğal Gaz ve Kömürde Arz Endişesi
Enerji piyasalarındaki yükseliş sadece petrolle sınırlı kalmadı. Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tarafında yaşanan arz sıkıntıları, fiyatları yukarı çeken bir diğer önemli etken oldu. Katar’ın Ras Laffan tesislerinde üretimi durdurarak mücbir sebep ilan etmesi, Avrupa doğal gaz piyasasında (TTF) büyük bir fiyat sıçramasına yol açtı. Saldırıların başlamasından bu yana Avrupa’da doğal gaz fiyatları yüzde 85’e varan bir artışla megavatsaat başına 59,2 avroya kadar yükseldi.
Kömür piyasaları da bu genel yükseliş trendinden nasibini aldı. Asya piyasalarının referansı olan Newcastle kömür kontratları, üç haftalık süreçte yüzde 13,9 oranında değer kazanarak ton başına 135 dolar civarında dengelendi. Kömür fiyatlarındaki bu artış, enerji krizinin sadece belirli bir kaynakla sınırlı kalmayıp tüm enerji emtialarını kapsadığını gösteriyor.
Piyasaları Bekleyen Belirsizlikler
Sigorta şirketlerinin savaş teminatlarını askıya alması, lojistik maliyetlerini artırırken, büyük tanker şirketlerinin geçişleri durdurması arz tarafındaki daralmayı daha da belirginleştiriyor. ABD’nin bazı ülkelere tanıdığı geçici muafiyetlere rağmen, piyasalardaki oynaklık yüksek seyretmeye devam ediyor. Küresel enerji piyasalarındaki bu fiyat hareketliliği, jeopolitik risklerin doğrudan ekonomik maliyetini gözler önüne seriyor. Önümüzdeki günlerde enerji arz yollarındaki güvenliğin sağlanıp sağlanamayacağı, fiyatların yönünü belirleyecek en kritik faktör olmaya devam edecek.