Küresel finans piyasaları, son haftalarda yaşanan jeopolitik gelişmeler ve enerji piyasalarındaki dalgalanmalarla birlikte oldukça kritik bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Yakın zamana kadar Federal Rezerv'in (Fed) 2026 yılı içerisinde birden fazla faiz indirimine gideceği beklentisi hakimdi. Ancak Orta Doğu'da tırmanan gerilimler ve buna bağlı olarak yükselen enerji maliyetleri, yatırımcıların beklentilerini tamamen değiştirdi.
CME FedWatch Tool verilerine göre, piyasalar artık faiz indiriminden ziyade faiz artışı ihtimalini ciddi şekilde fiyatlamaya başladı. Mevcut göstergeler, yıl sonuna gelindiğinde faiz oranlarının mevcut %3,50-%3,75 seviyesinin üzerinde olma ihtimalini yaklaşık %30 olarak işaret ediyor. Faizlerin düşeceği yönündeki beklentiler ise %3'ün altına kadar gerilemiş durumda.
Enerji Fiyatları ve Enflasyon Baskısı
Piyasalardaki bu keskin dönüşün temelinde, enerji kaynaklı yeniden alevlenen enflasyon korkuları yatıyor. Brent petrol fiyatlarının Şubat sonundan bu yana 70 dolar seviyelerinden 111 dolar seviyelerine tırmanması, ABD Hazine tahvil getirilerini de yukarı çekti. 10 yıllık tahvil getirileri, birkaç hafta önce %4 seviyesinin altındayken, şu anda %4,40 civarında seyrediyor.
Enflasyonun Fed'in %2'lik hedefinin üzerinde seyretmeye devam etmesi, durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Şubat ayı itibarıyla yıllık çekirdek enflasyon %2,5 seviyesinde gerçekleşti. Uzun vadeli enflasyon beklentileri de 5 ve 10 yıllık ölçümlerde sırasıyla %2,5 ve %2,3 seviyelerinde kalarak, piyasaların enflasyonun öngörülebilir gelecekte hedefin üzerinde kalmaya devam edeceğini düşündüğünü gösteriyor.
Piyasa Dinamikleri ve Varlık Sınıfları
Jeopolitik riskler, geleneksel güvenli liman olarak görülen varlıklarda dahi ayrışmalara yol açtı. Altın, güvenli liman statüsüne rağmen keskin bir düşüş yaşarken, ABD hisse senedi piyasaları da zayıflama sinyalleri veriyor. Özellikle Nasdaq endeksi, 2026 zirvelerinden %10'un üzerinde bir düşüşle düzeltme bölgesine girdi.
Ekonomik görünüm açısından bakıldığında, ABD'nin net bir enerji ihracatçısı olması, yüksek enerji fiyatlarının GSYH üzerindeki etkisini bir nebze dengeleyebilir. Ayrıca, askeri harcamaların artması da kısa vadede ekonomik aktiviteyi destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor. Ancak, Fed'in para politikası üzerindeki baskı, küresel piyasaların önümüzdeki dönemde yüksek volatiliteye hazırlıklı olması gerektiğini gösteriyor. Yatırımcılar için belirsizliğin hakim olduğu bu süreçte, makroekonomik verilerin yönü, merkez bankalarının atacağı adımları belirlemeye devam edecek.