Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik gerilimler, küresel enerji piyasalarının en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nı merkezine alan ciddi bir krize dönüştü. Bölgedeki çatışmaların etkisiyle boğazın 21 gün önce fiilen kapanması, enerji arzında modern tarihin en büyük kesintilerinden birini tetikledi. Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener'in verilerine göre, bu süreçte Körfez ülkelerinin enerji krizinden kaynaklı toplam kaybı 48,3 milyar dolara ulaştı.
Günlük 2,3 Milyar Dolarlık Ekonomik Tahribat
Hürmüz Boğazı, günlük yaklaşık 30 milyon varillik petrol üretimiyle dünya arzının üçte birini temsil eden Körfez bölgesi için hayati bir öneme sahip. Küresel petrol ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği bu güzergâhın kapanması, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Irak gibi ülkelerin ihracat kapasitesini doğrudan vurdu. IEA verileri, bölgeden yapılan petrol sevkiyatının yüzde 60'ın üzerinde düşüşle günlük 25,1 milyon varilden 9,7 milyon varile gerilediğini ortaya koyuyor.
TESPAM Başkanı Oğuzhan Akyener, enerji krizinin bölge ekonomilerine olan günlük maliyetinin yaklaşık 2,3 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirtiyor. Ülkelerin yıllık gelir projeksiyonları üzerinden yapılan hesaplamalara göre günlük kayıplar şu şekilde sıralanıyor:
- Suudi Arabistan: 1 milyar dolar
- BAE: 350 milyon dolar
- Katar: 300 milyon dolar
- Irak: 300 milyon dolar
- Kuveyt: 200 milyon dolar
- Bahreyn: 40 milyon dolar
Küresel Piyasalar ve Gelecek Projeksiyonları
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), yaşanan arz kesintisi karşısında tüketicileri korumak amacıyla radikal önlemler içeren eylem planları çağrısında bulundu. Ulaşım sektöründe yakıt sarfiyatını düşürmeye yönelik uzaktan çalışma modelleri ve hız limitlerinin azaltılması gibi öneriler, küresel ekonominin bu şoktan ne kadar etkilendiğini gözler önüne seriyor. Öte yandan, IMF ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) gibi kuruluşlar, çatışmaların süresine bağlı olarak küresel enflasyonun yükselebileceği ve gıda güvenliğinin tehdit altına girebileceği konusunda uyarılarını sürdürüyor.
ABD Hazine Bakanlığı'nın İran petrolünün satışına yönelik geçici izinleri ve G7 ülkelerinin rezervleri kullanıma açma kararları, piyasalardaki baskıyı hafifletmeye yönelik atılan adımlar arasında yer alıyor. Ancak enerji altyapısına yönelik tehditlerin devam etmesi, küresel piyasalardaki belirsizliğin kısa vadede sona ermeyeceğine işaret ediyor. Enerji arz güvenliğinin küresel ticaret üzerindeki bu denli kırılgan olması, dünya ekonomisinin gelecekteki enerji stratejilerini yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılıyor.