İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Başkan Yardımcısı Metin Çekiç, Türkiye'nin maden ihracatında karşılaştığı güncel ekonomik zorluklara dikkat çekti. Kur-enflasyon dengesizliğinin sektörü ciddi bir darboğaza sürüklediğini ifade eden Çekiç, Türk doğal taşı ve metalik madenlerinin küresel piyasalarda rekabet edebilirliğini yitirme riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Artan Maliyetler ve Finansman Sorunları
Metin Çekiç, döviz kurlarındaki artışın enflasyon oranlarının gerisinde kalmasının, işletmelerin sermaye yapısını doğrudan olumsuz etkilediğini belirtti. Özellikle mazot, enerji ve işçilik maliyetlerindeki hızlı yükselişin, madencilik faaliyetlerini sürdürülebilir olmaktan uzaklaştırdığını ifade eden Çekiç, orman izin bedellerindeki yüksek yeniden değerleme oranlarının da sektöre ek bir yük bindirdiğini kaydetti. Çekiç, "Döviz kurunun enflasyonun altında kalması, her işletmenin sermayesini eritti. Firmalarımız şu an nefes alamaz bir noktaya gelmiş durumda" değerlendirmesinde bulundu.
Sektörel İzin Süreçleri ve İletişim Engelleri
Madencilik sektörünün karşılaştığı bir diğer önemli sorunun ise 'çevre algısı' ve izin süreçlerindeki karmaşıklık olduğunu belirten Çekiç, 8 farklı bakanlık ve 23 kurumdan alınan izinlerin, bir çevre davası sonucunda tek kalemde iptal edilebildiğine dikkat çekti. Sektördeki ruhsat sayılarına ilişkin yanlış algıları düzelten Çekiç, resmi verilere göre faaliyette olan işletme sayısının yaklaşık 4 bin civarında olduğunu ve her 100 ruhsattan sadece birinin işletmeye dönüşebildiğini paylaştı. Finansmana erişimde özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) Exim kredilerinden faydalanma konusunda yaşadığı zorluklar da Çekiç'in gündemindeydi.
Gelecek Vizyonu ve İhracatta Temsil
Dijitalleşme ve yeşil enerji dönüşümü kapsamında madenciliğin stratejik önemine vurgu yapan Çekiç, 5G teknolojisinin derin madencilikte verimliliği artıracağını belirtti. Seçim sürecine ilişkin olarak ise, 5 milyon dolar ihracat kriterinin temsiliyeti kısıtladığına işaret ederek, göreve gelmeleri durumunda komiteler aracılığıyla daha geniş bir katılımcı yapısı oluşturmayı hedeflediklerini açıkladı. İMİB'in sektörün çatı kuruluşu olarak korunması gerektiğini savunan Çekiç, "Maden sektörü, herhangi bir platformun eline bırakılamayacak kadar büyük ve ülkemizin geleceği için kritik bir öneme sahiptir" diyerek sözlerini tamamladı.
Sektörün yaşadığı bu yapısal sorunlar, Türkiye'nin maden ihracatındaki potansiyelini koruması için finansal ve idari düzenlemelerin ne kadar acil olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.