Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı", iş dünyasının önde gelen temsilcileri tarafından Türkiye'nin küresel rekabet gücünü artıracak stratejik bir hamle olarak nitelendirildi. DEİK, İTO, İSO, MÜSİAD ve ASKON gibi kurumların liderleri, özellikle vergi politikalarında yapılan köklü değişikliklerin üretim ve ihracat odaklı büyümeyi destekleyeceği konusunda hemfikir.
Vergi Düzenlemeleri ile Rekabet Avantajı
Programın en dikkat çeken maddeleri arasında imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisinin yüzde 9’a düşürülmesi ve transit ticaretteki vergi indiriminin yüzde 100’e çıkarılması yer alıyor. İş dünyası temsilcileri, bu adımların Türkiye'yi bölgesel bir üretim ve lojistik üssü haline getirme hedefiyle doğrudan örtüştüğünü vurguluyor. Özellikle küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde, Türkiye'nin sunduğu bu mali avantajların uluslararası sermayeyi çekmek için kritik bir rol oynayacağı belirtiliyor.
DEİK Başkanı Nail Olpak, jeopolitik gerginliklerin yatırım iştahını azalttığı bir dönemde atılan bu adımların, sanayicinin elini güçlendirdiğini ifade etti. İTO Başkanı Şekib Avdagiç ise paketin zamanlamasının isabetli olduğunu belirterek, İstanbul Finans Merkezi odaklı teşviklerin şehri küresel sermayenin yeni adresi yapma potansiyeline dikkat çekti.
Sürdürülebilir Büyüme ve Üretim Vizyonu
İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, sürdürülebilir büyümenin ana ekseninin üretim, yatırım ve ihracat olduğunu hatırlatarak, yeni vergi düzenlemelerinin sanayicinin rekabetçiliğini doğrudan artıracağını ifade etti. MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir ise yurt dışından gelen nitelikli insan kaynağı ve sermayeye yönelik kolaylıkların, Türkiye'nin teknoloji odaklı dönüşümünü hızlandıracağını belirtti. ASKON Genel Başkanı Orhan Aydın ise teşviklerin sadece İstanbul ile sınırlı kalmayıp Anadolu'daki iş dünyasına yayılmasının, ülke genelinde istihdamı hareketlendirecek bir fırsat olduğunu vurguladı.
Programın sunduğu teşvikler, küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye taşıması için uzun vadeli ve öngörülebilir bir mali yapı vadediyor. Özellikle kurumlar vergisi indirimleri ve transit ticaretteki muafiyetler, Türkiye'nin ticaret hacmini genişletme noktasında önemli bir kaldıraç görevi görecek.
Sonuç olarak, iş dünyası temsilcileri tarafından "yatırımcı dostu" olarak tanımlanan bu yeni program, Türkiye'nin küresel ekonomideki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Uygulama aşamasındaki kararlılık, ülkemizin rekabet gücünü belirleyecek en önemli faktör olmaya devam edecek. Ekonomik vizyonun somut çıktılarla desteklenmesi, Türkiye'nin önümüzdeki dönemde küresel ticaretteki payını nasıl etkileyecek?
VIP Başvuru
VIP Sorgu