Dünya genelinde ve Türkiye’de tavuk eti, ekonomik ve ulaşılabilir bir protein kaynağı olması nedeniyle tüketim alışkanlıklarının merkezinde yer alıyor. Gelişmiş ülkelerde kişi başı yıllık tavuk tüketimi 40 ile 45 kilogram seviyelerine ulaşırken, bu durum kırmızı et tüketiminin önüne geçmiş durumda. Türkiye’de ise bu oran 25 kilogram seviyelerine dayanmış vaziyette.
İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB) Başkanı Müjdat Sezer, sektörün geleceğine dair kritik uyarılarda bulundu. Sezer, Türkiye’de kişi başı tavuk tüketimini sadece 1 kilogram artırmanın bile 500 bin metrekarelik yeni kümes alanı gerektirdiğini belirtti. Bu veriler ışığında, sektörün önümüzdeki 5 ile 10 yıllık süreci bugünden planlaması gerektiğinin altı çiziliyor.
Kümes Yatırımları İçin Devlet Desteği Beklentisi
Müjdat Sezer, üretimin artırılmaması durumunda arz-talep dengesinin bozulacağını ve fiyatların yukarı yönlü baskılanmaya devam edeceğini ifade etti. Sektör temsilcilerinin girdi maliyetlerini yönetebildiğini ancak kümes altyapısının oluşturulmasında çiftçilere yönelik teşviklere ihtiyaç duyulduğunu belirten Sezer, şu noktalara dikkat çekti:
- IPARD gibi fonların kümes kurulumuna yönlendirilmesi kritik önem taşıyor.
- Üretim kapasitesi artırılmadığı takdirde kesimhane yatırımları tek başına çözüm sunmuyor.
- Sektörün sürdürülebilirliği için uzun vadeli hayvancılık programlarına ihtiyaç var.
Sezer, sanayicinin girdi maliyetlerini bir şekilde çözebileceğini, ancak kümes altyapısının devlet desteği olmadan genişletilmesinin zor olduğunu vurguladı. Özellikle lojistik, enerji ve hammadde maliyetlerindeki küresel artışlar, sektörün üzerindeki yükü ağırlaştırıyor.
İhracat Yasakları ve Pazar Kaybı Riski
İhracat kısıtlamalarının sektör üzerindeki etkilerine de değinen Sezer, Türkiye’nin tavuk üretiminin beşte birini ihracata yönlendirdiğini hatırlattı. Uzun süreli ihracat yasaklarının, Türkiye’yi küresel tedarikçi listelerinden sildirebileceği uyarısında bulunan Sezer, "Para kazanan sektör yatırım yapar; kâr etmediğiniz bir şeyi üretemezsiniz" diyerek üreticinin üzerindeki baskının hafifletilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, yakın zamanda yaşanan büyük çaplı fabrika yangınlarının da arz üzerinde %5'lik bir daralmaya yol açtığı bilgisi paylaşıldı.
Sonuç olarak, artan nüfus ve değişen beslenme alışkanlıkları karşısında tavuk eti arzının korunması, Türkiye'nin gıda güvenliği açısından stratejik bir konu haline gelmiş durumda. Sektörün, planlı bir üretim stratejisi ve destek mekanizmalarıyla bu süreci yönetmesi, hem iç piyasadaki fiyat istikrarı hem de ihracat potansiyelinin korunması için belirleyici olacaktır.