TÜSİAD ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğiyle hazırlanan “Türkiye’de Tarım Kooperatiflerinde İş Modelleri Araştırması” raporu, tarımsal üretimin geleceği için kritik bir dönüşümün kapısını aralıyor. Birleşmiş Milletler 2025 Uluslararası Kooperatifler Yılı kapsamında sunulan bu çalışma, kooperatiflerin mevcut pasif aracı konumundan çıkarılarak, tarım-gıda değer zincirini yöneten aktif ekonomik aktörlere dönüştürülmesini hedefliyor.
Kooperatifler Entegre İş Modeli (KEİM) Nedir?
Araştırma, Türkiye’deki kooperatiflerin sayısal olarak yaygın olmasına rağmen kurumsal kapasite, ölçek ekonomisi ve pazar entegrasyonu gibi alanlarda ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Bu noktada devreye giren Kooperatifler Entegre İş Modeli (KEİM), bütüncül bir çözüm sunmayı amaçlıyor. Model; sözleşme yönetimi, kalite standartları, lojistik, finansman, girdi temini ve risk yönetimi olmak üzere altı temel bileşeni bir araya getiriyor.
KEİM sayesinde, veriye dayalı yönetim ve izlenebilirlik güçlendirilerek tarımsal üretimde şeffaflık ve güvenin artırılması hedefleniyor. Bu model, sadece üretici refahını artırmakla kalmıyor; aynı zamanda gıda arz güvenliği ve tarım-gıda sistemlerinin dayanıklılığı için stratejik bir zemin oluşturuyor.
Sektörel Zayıflıklar ve Dönüşüm İhtiyacı
Araştırma verileri, sektördeki acı tabloyu gözler önüne seriyor. Kooperatiflerin yaklaşık yüzde 70’inde profesyonel yönetici eksikliği bulunurken, yarısından fazlasının yazılı bir iş planı dahi yok. E-ticaret kullanımının yok denecek kadar az olması ve ihracat yapan kooperatif oranının sadece yüzde 9,5 seviyesinde kalması, mevcut yapının modern piyasa koşullarına uyum sağlamakta zorlandığını gösteriyor.
FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, bu durumun ancak sistemli bir dönüşümle aşılabileceğini vurguluyor. Selışık, “Artık tekil desteklerden sistem dönüşümüne geçme zamanı gelmiştir. KEİM, kooperatifleri yalnızca bir üretici örgütü olmaktan çıkarıp, değer zincirini yöneten bir piyasa aktörü haline getirmeyi amaçlayan bir sistem tasarımıdır” ifadeleriyle dönüşümün zorunluluğuna dikkat çekiyor.
Geleceğe Bakış
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İzzet Özilhan ise kooperatiflerin güçlendirilmesinin gıda enflasyonu ile mücadelede kilit rol oynadığını belirtiyor. Tarımsal kooperatiflerin daha verimli, rekabetçi ve yenilikçi yapılar haline gelmesi, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri için hayati bir adım olarak görülüyor.
Sonuç olarak, kooperatiflerin geleneksel yöntemlerden modern iş modellerine geçişi, tarım sektöründe belirsizliği azaltan ve güveni artıran bir süreci başlatabilir. Kamu, özel sektör ve finans dünyasının eşgüdümlü hareket etmesi gereken bu yeni dönemde, kooperatiflerin ekonomik birer aktör olarak sisteme entegre edilmesi, tarım-gıda ekosisteminin geleceğini yeniden şekillendirecek gibi görünüyor. Peki, bu dönüşüm süreci tarımsal verimliliği artırmada ne kadar hızlı sonuç verecek?