Orta Doğu'da tırmanan çatışmalar, küresel enerji piyasalarında ciddi bir tedarik şokuna yol açtı. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanması ve bölgedeki kritik enerji altyapılarına yönelik saldırılar, dünya sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının yaklaşık beşte birini risk altına soktu. Kpler verilerine göre, küresel LNG sevkiyatlarının 10 günlük hareketli ortalaması Mart ayı başından bu yana yüzde 20 oranında azalarak günlük 1,1 milyon tona geriledi. Bu veri, Eylül ayından bu yana kaydedilen en düşük seviyeyi temsil ediyor.
Üretim merkezlerinde kritik hasar
Arz kesintisinin merkezinde, üretiminin tamamını Hürmüz Boğazı üzerinden dünya pazarlarına ulaştırmak zorunda olan Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri yer alıyor. Dünyanın en büyük LNG ihracat tesislerinden biri olan Katar'daki Ras Laffan, saldırıların ardından faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı. Geçtiğimiz hafta gerçekleşen ek saldırıların tesiste kalıcı hasara yol açtığı bildiriliyor. Yetkililer, 14 üretim hattından ikisinin onarım sürecinin yıllar alabileceğini belirterek, kısa vadeli arz güvenliği konusundaki endişeleri artırıyor.
Avrupa'da yaz hazırlığı alarmı
Katar kaynaklı arzın kesilmesi, ABD ve Kanada'dan gelen yeni kapasite artışlarının etkisini büyük ölçüde sönümledi. Bu durum, özellikle kış aylarını geride bırakan Avrupa ülkelerinde enerji güvenliği tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Avrupa Birliği Enerji Komiseri, üye devletlere yaz aylarında yaşanabilecek olası fiyat sıçramalarını önlemek adına doğal gaz depolarını erkenden doldurma talimatı verdi.
Güncel verilere göre, Avrupa'daki gaz depoları 21 Mart itibarıyla yüzde 29 doluluk oranında seyrediyor. Bu oran, yüzde 41 olan beş yıllık mevsimsel ortalamanın oldukça altında kalıyor. Uzmanlar, arz tarafındaki bu belirsizliğin devam etmesi durumunda, küresel enerji fiyatlarında yüksek oynaklığın kaçınılmaz olabileceğine dikkat çekiyor.
Enerji piyasalarındaki bu daralma, sadece bölgesel bir sorun olmanın ötesine geçerek küresel sanayi üretimi ve maliyetler üzerinde de baskı oluşturuyor. Hürmüz Boğazı gibi kritik bir geçiş noktasının devre dışı kalması, lojistik maliyetlerini ve sigorta primlerini doğrudan etkilerken, enerji arz güvenliğinin küresel ekonomi için ne denli kırılgan bir yapıya sahip olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.