Orta Doğu'da yaşanan jeopolitik gelişmeler, küresel enerji ve hammadde piyasalarında dengeleri değiştirmeye devam ediyor. Castrol Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya Genel Müdürü Nilay Tatlısöz, madeni yağ sektörünün karşı karşıya olduğu temel sorunun sadece petrol fiyatlarındaki artış olmadığını, asıl krizin baz yağ arzında yaşandığını vurguladı.
Rafinerilerde Dizel Önceliği Baz Yağ Arzını Kısıtlıyor
Tatlısöz, rafinerilerin küresel dizel talebini karşılamak adına üretim stratejilerini değiştirdiğini belirterek, bu durumun baz yağ üretimini ikinci plana ittiğini ifade etti. Bu arz daralması, sadece madeni yağ sektörünü değil; plastik ve gübre üretimi gibi baz yağa bağımlı olan pek çok farklı endüstriyel alanı da zincirleme bir şekilde etkiliyor. Rafinerilerin mevcut üretim kapasitelerini daha kritik gördükleri ürünlere kaydırması, madeni yağ tedarik zincirinde ciddi bir kırılmaya yol açıyor.
Etkiler Yıl Sonuna Kadar Sürebilir
Tedarik zincirindeki aksaklıkların kısa vadede çözülmesinin zor olduğunu belirten Tatlısöz, üretim süreçlerinin yeniden optimize edilmesinin zaman alacağına dikkat çekti. Savaş kaynaklı lojistik sorunların ve üretim duruşlarının etkisinin, çatışmalar sona erse dahi piyasada en az 6 ay daha hissedilebileceği öngörülüyor. Bu durum, maliyet baskısının fiyatlara yansımasının kaçınılmaz olduğunu ve önümüzdeki dönemde kademeli fiyat güncellemelerinin devam edeceğini gösteriyor.
Türkiye Pazarı Büyüme Potansiyelini Koruyor
Zorlu küresel koşullara rağmen Türkiye madeni yağ pazarının büyüme eğilimini sürdürdüğünü belirten Tatlısöz, Castrol'ün pazarın üzerinde bir performans sergilediğini paylaştı. Özellikle binek araç motor yağlarında yakalanan çift haneli büyüme ve Gemlik tesisinin küresel ağdaki "Master Plant" statüsü, Türkiye'nin üretim gücünün altını çiziyor. 2030 yılına kadar Gemlik'teki üretim kapasitesini 165 milyon litreye çıkarmayı hedefleyen şirket, elektrifikasyon sürecini ise bir tehdit değil, batarya soğutma sıvıları ve yeni nesil yağlar için bir fırsat olarak görüyor.
Sonuç olarak, sektördeki yeni dönemin anahtar kelimesi "arz yönetimi" haline gelmiş durumda. Küresel belirsizliklerin arttığı bu süreçte, tedarik yapısını güçlü tutan ve esnek üretim modellerini benimseyen şirketlerin rekabette öne çıkacağı bir dönem yaşanıyor. Sanayinin çarklarını döndüren bu kritik ham maddenin arz güvenliği, önümüzdeki aylarda ekonomi gündeminin en önemli başlıklarından biri olmaya devam edecek.