Avrupa Birliği (AB), Romanya’nın ekonomik kalkınmasını hızlandırmak ve gelişmişlik düzeyini Avrupa standartlarına taşımak amacıyla 2026-2030 yıllarını kapsayan devasa bir fon paketini devreye alıyor. Toplamda 78 milyar euro tutarındaki bu kaynak; altyapı, enerji, tarım, savunma ve dijitalleşme gibi stratejik alanlarda yapılacak yatırımların finansmanında kullanılacak. Bu durum, Balkanlar'da zaten güçlü bir varlığı bulunan Türk yatırımcılar ve müteahhitlik sektörü için yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.
Stratejik Sektörlerde Büyük Dönüşüm
Romanya-Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dr. Tamer Atalay, Romanya’nın AB fonlarından alacağı payın, özellikle teknik altyapı ve enerji projelerinde Türk firmaları için ciddi bir potansiyel barındırdığını belirtiyor. Halihazırda Romanya’da faaliyet gösteren yaklaşık 20 bin Türk şirketinin varlığı, iki ülke arasındaki ticari bağların ne kadar derin olduğunu kanıtlıyor. Özellikle müteahhitlik hizmetlerinde Türk şirketlerinin ihalelerin %80’ine yakınını üstlenmesi, bölgedeki güven ve rekabet avantajının bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Fonun odaklandığı temel alanlar arasında yer alan enerji sektörü, Türk yatırımcıların güneş (GES) ve rüzgar (RES) enerjisi projelerine olan ilgisini artırmış durumda. Bunun yanı sıra, 4 milyar euro'luk bütçeye sahip asansör yenileme projeleri ve tarımsal jeotermal yatırımları, Türk sanayicisi ve üreticisi için değerlendirilmesi gereken önemli fırsatlar arasında yer alıyor. Özellikle gıda sektöründe yerlilik şartı bulunan Romanya pazarında, Türk yatırımcıların seracılık ve tarım teknolojileriyle rekabet şansının oldukça yüksek olduğu ifade ediliyor.
Yeni Bir Ticaret Modeli: Stratejik Ortaklık
Bulls Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akkaya, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 10 milyar dolar seviyesinde sıkıştığına dikkat çekerek, geleneksel mal ticaretinden ziyade "stratejik ortaklık" modeline geçilmesi gerektiğini vurguluyor. Enerji, tarım ve dijital teknoloji gibi alanlarda sermaye güçlerinin birleştirilmesi, ekonomik ilişkileri daha sürdürülebilir bir seviyeye taşıyabilir. Bu model, sadece karşılıklı mal satışını değil, ortak projelerle Avrupa pazarında daha güçlü bir konum elde etmeyi hedefliyor.
Avrupa Birliği'nin sağladığı bu fonlar, Romanya'nın dijitalleşme ve altyapı modernizasyonu sürecinde Türk şirketleri için bir kaldıraç görevi görecek. Gümrük süreçlerinde yaşanan bazı teknik aksaklıklara rağmen, Romanya hükümetinin Türk yatırımcılara olan pozitif bakış açısı, bu büyük bütçeli projelerin hayata geçirilmesinde en büyük destekleyici faktör olmaya devam ediyor. İki ülke arasındaki bu ekonomik köprünün, önümüzdeki yıllarda bölgedeki ticari dinamikleri nasıl şekillendireceğini hep birlikte göreceğiz.