ABD Başkanı Donald Trump'ın, ABD ile İran arasında sağlanan geçici ateşkes sürecine ilişkin izlediği diplomasi trafiği dikkat çekici bir değişikliğe sahne oldu. Amerikan basınında yer alan haberlere göre Trump, başlangıçta Lübnan'ın da dahil olduğu bir ateşkes çerçevesine onay vermişken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından bu tutumunu revize etti.
Diplomatik Süreçte Beklenmedik Değişim
Sürecin ilk aşamalarında, Lübnan'ın geçici ateşkes anlaşmasına dahil edilmesi yönünde bir mutabakat oluştuğu gözlemleniyordu. Pakistan ve İranlı yetkililerin de bu yönde kamuoyuna verdiği bilgiler, anlaşmanın kapsamının genişletileceğine dair beklentileri güçlendirmişti. Hatta Beyaz Saray kaynakları, İsrail'in Pakistan arabuluculuğunda sağlanan şartları kabul ettiğine dair sinyaller vermişti.
Ancak bu iyimser tablo, Trump ile Netanyahu arasındaki kritik telefon görüşmesiyle birlikte yerini farklı bir yaklaşıma bıraktı. Görüşmenin ardından Trump, Lübnan'ın anlaşmaya dahil edilmediğini açıkça ifade ederek, bu kararın gerekçesini Hizbullah'ın varlığına dayandırdı. Trump, yaptığı açıklamada Lübnan konusunun ayrı bir başlık olarak ele alınacağını ve bu sorunun daha sonra çözüleceğini belirtti.
Bölgesel Ateşkesin Arka Planı
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı saldırılar sonrası tırmanan gerilim, İran'ın misillemeleriyle bir savaşa dönüşmüştü. 8 Nisan tarihinde ABD Başkanı Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla iki haftalık bir ateşkesi kabul ettiğini duyurdu. İran tarafı ise bu gelişmeyi hedeflerine ulaştıkları şeklinde yorumlayarak, nihai müzakerelerin İslamabad'da sürdürülmesini hedeflediklerini açıkladı.
Türkiye, Pakistan ve Mısır gibi bölge ülkeleri, diplomatik kanalların açık kalması ve çatışmaların kalıcı olarak sonlandırılması için yoğun bir çaba sarf etti. Buna karşın İsrail, geçici ateşkesi desteklediğini belirtmesine rağmen, Lübnan'ı anlaşmanın dışında tutarak bölgedeki askeri operasyonlarını sürdürmeye devam ediyor.
Belirsizlik Süreci Devam Ediyor
Gelinen noktada, Lübnan'ın ateşkes kapsamı dışında bırakılması, bölgedeki gerilimin daha geniş bir coğrafyaya yayılma riskini koruduğunu gösteriyor. Trump'ın "o mesele de halledilecek" şeklindeki ifadesi, diplomatik çözümün henüz tam anlamıyla tesis edilmediğini ve önümüzdeki günlerin bölge için kritik bir öneme sahip olduğunu kanıtlıyor. Uluslararası toplum, ateşkesin kapsamının genişletilip genişletilmeyeceğini ve bölgedeki askeri hareketliliğin nasıl bir seyir izleyeceğini yakından takip etmeyi sürdürüyor.