Türkiye otomotiv sektörü, güçlü üretim altyapısı ve küresel pazarlardaki ihracat başarısıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Ancak değişen küresel ticaret dengeleri, sektör için yeni ve zorlu bir rekabet döneminin habercisi niteliğinde. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, özellikle Avrupa Birliği’nin (AB) Hindistan ile geliştirdiği yeni ticaret modelinin, Türk otomotiv tedarik sanayii üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtti.
AB'nin Yeni Stratejisi ve Rekabet Baskısı
Cengiz Eroldu, Avrupa Birliği'nin Çin ile olan rekabetinde yeni bir strateji izlediğine dikkat çekerek Hindistan’ın bu denklemdeki rolüne vurgu yaptı. Eroldu, "Hindistan, Çin'den daha rekabetçi bir yapıya sahip. Avrupa Birliği, Hindistan pazarına giriş imkanı sağlarken, bu ülkeden gelen parça ve komponentlerin Avrupa pazarında daha rahat kullanılmasının önünü açıyor. Aynı zamanda belirli kotalar dahilinde Avrupa üretimi araçların Hindistan’a vergisiz girişi planlanıyor. Bu durum, Türk tedarik sanayii için önemli bir rekabet dezavantajı yaratabilir" ifadelerini kullandı.
Eroldu ayrıca, Avrupa Birliği ile ABD arasında teknik mevzuatların karşılıklı tanınmasına yönelik adımların da Türkiye açısından rekabetçi bir risk unsuru olduğunu belirtti. Maliyet tarafında ise Türkiye’nin Batı Avrupa standartlarına yaklaşan rekabetçilik katsayılarının, Kuzey Afrika ülkeleri karşısında zorlandığını ifade etti. Özellikle Fas gibi ülkelerin lojistik avantajı ve düşük maliyet yapısı, Türkiye’nin geleneksel rekabet gücünü uzun vadede baskılayan unsurlar arasında yer alıyor.
Sektörün Güncel Performansı ve Yerlilik Oranı
Türkiye, hafif ticari araç üretiminde Avrupa’da liderliğini korurken, otobüs üretiminde de dünya genelinde 4. sırada yer alarak gücünü kanıtlıyor. 2026 yılı ilk çeyrek verileri, üretimde sınırlı bir gerilemeye işaret etse de, ihracat değerindeki artış katma değerli üretimin önemini ortaya koyuyor. Özellikle yerli üretim payının yılın ilk çeyreğinde yüzde 35’e yükselmesi, sektördeki yatırımların meyvelerini verdiğini gösteriyor.
Buna karşın, Çin ile olan yaklaşık 46 milyar dolarlık dış ticaret açığının sürdürülebilir olmadığını belirten Eroldu, Türkiye’nin Avrupa ile olan entegrasyonunu korumasının hayati önem taşıdığını vurguladı. İç pazarda otomobilin bir yatırım aracı olarak görülmesi talebi canlı tutsa da, küresel jeopolitik gelişmeler ve artan enerji maliyetleri tüm sektörlerde olduğu gibi otomotivde de enflasyonist baskıları tetikliyor.
Gelecek Projeksiyonu
Türkiye’nin otomotiv sektöründeki başarısı, güçlü sanayi altyapısı ve esnek üretim kabiliyetine dayanıyor. Ancak küresel pazarlardaki bu yeni ticaret blokları ve artan maliyet baskıları, sektörün sadece üretim kapasitesine değil, aynı zamanda teknolojik dönüşüme ve verimlilik artışına daha fazla odaklanması gerektiğini gösteriyor. Türkiye, bu değişen dünya düzeninde rekabet avantajını koruyabilmek için stratejik adımlar atmaya devam edecek gibi görünüyor.