Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, küresel iklim değişikliğinin tarım sektörü üzerindeki baskısının giderek arttığına dikkat çekerek, su kaynaklarının verimli kullanımı için acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamalarda Bayraktar, gıda güvenliğinin ve ekonomik istikrarın temel şartının sürdürülebilir su yönetimi olduğunu belirtti.
Su Kaynaklarında Kritik Eşik
Türkiye'nin su zengini bir ülke olmadığını hatırlatan Bayraktar, kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının 1.301 metreküp seviyesinde olduğunu ifade etti. Ülkenin yıllık 112 milyar metreküplük kullanılabilir su potansiyelinin yaklaşık yüzde 79'unun tarımsal sulamada kullanılması, sektörün su krizinden en çok etkilenen alan olduğunu kanıtlıyor. Bu tablo karşısında, sulama yatırımlarının hızlandırılması artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiş durumda.
Modernizasyon ve Altyapı İhtiyacı
Teknik ve ekonomik olarak sulanabilir arazi miktarı 8,5 milyon hektar olarak belirlenmiş olsa da, mevcut durumda 7,28 milyon hektarlık bir alan sulamaya açılmış durumda. Geriye kalan 1,22 milyon hektarlık alanın sisteme dahil edilmesi için yatırımların hızlandırılması gerektiğini belirten Bayraktar, şu noktalara dikkat çekti:
- Eski ve verimsiz sulama kanallarının acilen modernize edilmesi.
- Vahşi sulama yöntemlerinden vazgeçilerek basınçlı ve modern sulama sistemlerine geçişin teşvik edilmesi.
- Taşkın yönetimi için erken uyarı sistemleri ve akıllı drenaj altyapılarının kurulması.
Çiftçiye Destek Çağrısı
Artan enerji ve mazot maliyetlerinin sulu tarımı çiftçiler için maliyetli bir hale getirdiğini ifade eden Bayraktar, geçmiş yıllarda uygulanan tarımsal sulama amaçlı su kullanım hizmet bedelinin yüzde 50 oranında desteklenmesi uygulamasının yeniden devreye alınmasını talep etti. Modern sulama teknolojilerine geçişin yüksek yatırım maliyetleri gerektirdiğini belirten TZOB Başkanı, çiftçilerin bu sürece uyum sağlaması için uygun kredi imkanlarının ve teşviklerin artırılmasının kritik önem taşıdığını belirtti.
İklim değişikliğinin yağış rejimlerini bozduğu ve kuraklık riskini artırdığı günümüzde, suyun her damlasının stratejik bir değer taşıdığı unutulmamalıdır. Tarımsal üretimin devamlılığı, yalnızca bugünün değil, geleceğin gıda güvencesini de doğrudan etkileyecektir; bu nedenle su yönetimi politikalarının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması kaçınılmaz görünmektedir.